Ali Dutal
Son yıllarda bazı çevreler, "Kur'an'da şefaat yoktur", "şefaat inancı insanları tembelliğe sevk eder" gibi iddialarla şefaati inkâr etmektedirler.
Bu iddia, yeni olmayıp çeşitli çevreler tarafından özellikle de sosyal medyada sürekli gündeme taşınmaktadır.
Oysa şefaat, Ehli Sünnet ve'l-Cemaat itikadının temel esaslarından biri olup Kur'an, sünnet ve ümmetin icması ile sabittir.
Genel anlamıyla şefaat, birinin bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için aracı olmaktır.
Üzerinde duracağımız anlamıyla şefaat; ahirette günahkâr müminlerin günahlarının affedilmesi için başta peygamberler olmak üzere Allah(cc)'ın izin verdiklerinin aracı olmalarıdır.
Şefaatin sonucunda cehenneme gitmesi kesinleşen birçok mü'min affedilip cennete girecektir. Genel olarak şefaatten anladığımız böyledir.
Hepimiz Peygamber Efendimiz(sav) ve diğer şefaat edicilerin şefaatine ihtiyacımız olmasına rağmen bir kısım insanlar şefaati bazı Ayet-i Kerimeleri delil göstererek inkar etmekteler.
Şefaati inkâr edenler genellikle şu ayetleri öne sürer:
"Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez."
(Müddessir, 48)
Bu ve benzeri ayetler kâfirler ve müşrikler hakkındadır. Çünkü, Ayet-i kerimelerde Müslümanlar için şefaat olacağı açıkça ifade edilir:
"Zalimler için ne bir dost ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi vardır."
(Mü'min, 18)
Buradaki "zalimler", küfür üzere ölenlerdir.
Nitekim Ehli Sünnet âlimleri imanla ölen müminlerle, küfür üzere ölenlerin bu konuda aynı kefeye konamayacağını ittifakla belirtmişlerdir.
Ayet-i Kerimelerde şefaat reddedilmez, Allah(cc)'ın izni şartına bağlı olduğu açıklanır.
"O'nun katında, izni olmadan kim şefaat edebilir?"
(Bakara, 255)
"Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez." (Tâhâ, 109)
Şefaat inkarcıları izin şartını ortaya koyan Ayet-i Kerimeleri görmezlikten geldikleri gibi kimlere şefaat edilemeyeceğinin yer aldığı Ayet-i Kerimeleri de kafalarına göre yorumluyorlar.
Bu inkarcıların sünneti delil olarak kabul etmediklerini biliyoruz da, bu kadar açık Ayet-i Kerimeleri de kabullenemediklerini anlamıyorum.
Demek ki, amaçları sadece şefaati inkar değil, Peygamber Efendimiz(sav)'i hüküm verici olmaktan çıkarmaktır.
Bütün samimiyetimle ifade ediyorum; sünneti devre dışı bırakan bir din anlayışı, peygamberi sadece postacı konumuna indirger ki, bu da Ayet-i Kerimeleri bilinçli anlamamak olur ki, bunun sonucunun çok ağır olduğu bilinmelidir.
Kur'an-ı Kerimdeki açıklamalar göre; Peygamber Efendimiz(sav) sadece tebliğ eden değil; hüküm veren, helal–haram belirleyen, hakem olan ve hükmüne itaat edilmesi iman şartı olan bir peygamberdir.
Konu ile ilgili Ayeti Kerimeleri aşağıda vereceğim. İsteyen ayrıntılı açıklamalarına bakabilir.
"Hayır! Rabbine yemin olsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapmadıkça, sonra verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar."(Nisâ 4/65)
Dikkat edin Peygamber Efendimiz(sav)'in verdiği hükme uymak İMAN ÖLÇÜSÜDÜR!
"Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin erkek ve mümin kadın için o işte başka bir tercih hakkı yoktur." (Ahzâb 33/36)
Burada açıkça görülmektedir ki; Resûlullah "hüküm koyar, mü'minin seçme hakkı yoktur ve hüküm bağlayıcıdır.
"Resûle itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur." (Nisâ 4/80)
"Onlara temiz olan şeyleri helal, kötü olan şeyleri haram kılar." (A'râf 7/157)
"O, hevasından konuşmaz. O (söyledikleri) kendisine vahyedilen bir vahiyden ibarettir." (Necm 53/3–4)
"Allah'a itaat edin, Resûl'e de itaat edin ki rahmete eresiniz." (Âl-i İmrân 3/132)
Gelelim şefaate:
Şefaat; Allah(cc)'ın izni ile olur; şefaat inancı Müslümanı günaha teşvik etmez; çünkü, şefaat kesin bir garanti değil, kimin şefaate nail olacağı bilinmez; hiçbir sahabi, evliya "Nasıl olsa şefaat var" diyerek günaha yönelmemiş Allah korkusu ile ümit arasında yaşamışlardır.
Şefaati inkar, icmaya muhalefet olup sahabe, tâbiîn, dört mezhep imamı şefaati kabul etmiştir.
Ümmetin tamamının yanıldığı, bir avuç oryantalist güdümlü aklın doğruyu bulduğu iddiası, ilmi değil, tamamen nefsidir.
Sonuç olarak şefaat:
Şefaat bir ümittir, rehavet değil; bir rahmet kapısıdır, sorumsuzluk değil; bir Ehli Sünnet ölçüsüdür, bid'at değil; şefaati inkâr etmek, ayetleri parçalamak, sünneti devre dışı bırakmak ve ümmetin yolundan ayrılmak demektir.
Biz Müslüman olarak Müslümanlığımızın gereklerini yerine getirmenin gayreti içerisinde olmalıyız; Allah(cc), "Onlar Allah'ın rahmetinden ümidini kesmeyenlerdir."
(Yûsuf, 87) buyurduğu gibi umudumuzu kaybetmeyerek inkarcıların inkarlarına itibar etmemeliyiz.
.jpg)
.jpg)
.jpg)